7 Aralık 2009 Pazartesi

ANNEM HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞTU!



İnne lillahi ve inna ileyhi raciun.Ondan geldik ona döneceğiz.

Ölüm insanları bekleyen bir ışıktır.

25 Kasım Çarşamba akşamı 20.30 sularında Konyadan misafir gelen Annemm 15,20 dakikalık bir zaman diliminden sonra sofrada bir kaşık çorba içtikten sonra belki

daha tam yutmadan
fenalaştı boğazına gıcık geldi sandık önce sonra kendinden geçip
çok düzgün bir şekilde sanki bilinçli olarak sağ tarafına kıbleye karşı uzanıverdi.

Annem Tansiyon,Kalp,Şeker,Hastası idi. Şekerden iki gözünüde 12 yıl önce kaybetmişti.Kışları biz kızlarının yanında İstanbulda yazın Konyada Babamla

kalıyordu.Kışı geçirmek için babam ve
kardeşim le beraber gelmişlerdi.Babam ve kardeşim Bayramı geçirip gidecekler Annem

kalacaktı.112 yi aradık geldiler muayene ettiler iğne yaptılar ilaçlar gitmedi.Doktor bir yere tel

açtı müdahaleyi yaptık hasta eks hastaneye götüreceğiz dedi sedyeyle annemi indirdiler okmeydanı ssk ya götürdük ama maalesef .Kalp krizinden kaybettik.Annemi.Arife günü işlemlerini yaptırdık

Annem zincirlikuyuda yıkandı ilaçlandı.Arife günü saat 15 te Bir otobüse dolduk diğer kardeşlerim filan,Konyaya hareket ettik gece 2 de vardık malum cenaze evi

kalabalık
ağlama,sızlama Bayram günü öğlen cuma namazından sonra Anneciğim toprağa verildi Bizlerde dün geldik.Allah Rahmet eylesin ve mekanı Cennet olsun inşallah.Sizlerdende rica ediyorum

Annem için bir
yasin,veya bir fatiha okursanız çok sevinirim.Şimdiden hepinizden Rabbim razı olsun Dua ile
kalın

ANNECİĞİMİN ARDINDAN

Seninle beraber koydum toprağın altına
Neşemi, sevincimi, umudumu annem...

Benim kara acıma inat
Nasıl akıp gidiyor hayat
Kalbim acınla kanarken

Kanım dolaşıyor hala damarlarımda
Gözlerim durmaksızın sana ağlarken
Altında mor halkalarla da olsa
Hala görüyor yaşama dair olanları...

Ben hep geceyi yaşasam da
Güneşin ışıkları aydınlatıyor doğayı
Ki o doğa
Hiiiç umursamıyor acımı...

Filiz filiz
Tomurcuk tomurcuk
Kutluyor baharı...

Bu ne yaman çelişki
Bir yanım ölmüşken seninle
Bir yanım sürdürüyor yaşamayı...

Gözlerinin yeşili
Gözümün önünde dondu annem,
Serum şişeleri

Kollarının kocaman şişlikleri
Ayağında iğne izleri
Son hatıraların oldu annem...

Bir nefes fazlasına yetmedi
Yetmezdi gücüm
Allahın takdiri ölüm

Acı çekmiyorsun biliyorum
Yüzünde son gördüğüm melek gülüşün
Gitmiyor gözümün önünden
Gitmiyor annem...

Ellerimle yıkadım seni son kez
Öptüm nurlu ellerini
Kanamıştı iğnelerden

Acını dudaklarımla aldım annem...
Öptüm gül yüzünü son kez
`Anne` kokundan kalanı

Çektim ciğerlerime dolu dolu
Gelmişti yolun sonu
Seninle beraber yarınımı, umudumu

Koydum yanına toprağa annem...

Belki şuanda çok dertlisin..


Belki .. Artik yeter! diyorsun..

Belki de kendinden geçmissindir

Belki de ağliyorsundur.

Beklide bütün musibetlerin sonunda eline bir sey gecip geçmeyeceğini düsünmektesin

Duy ! Rabbin sana söylüyor

Sabredenlere, felaketlere karsi göğüs gerenlere, mükafatlari hesapsiz ödenecektir!?

Belki de onca insanin içinde neden senin seçildiğini soruyorsun

Oysa Rabbinin seçtikleri kiymetlilerdir?

Içinizden mücahitlerle sabredenleri ortaya çikarincaya kadar elbette sizi deneyeceğiz!?

Hayat bir imtihan değil mi.?

Her soru ebedi hayatinda yer olan bir tuğla

Nefes alip verdiğin her an yeni bir soruya gebe?

Onlar olmasaydi sonsuzluk yurdunda sana ait hiç birsey olmayacakti..

Derdin yoksa üzül asil

Dertliysen bil ki...

O seni seviyor..

Bak! Sevdiğin ne diyor?

Allah(Celle Celaluhu), hayrini dilediği kisiyi sikintiya sokar..

Belki sen Ashab-i Uhud kadar aci çekmedin?

Hani krallari onlari iman ettikleri için

Ates dolu hendeklere attirmisti ya..

Belki sen Ebu Zer(RadıyAllahu Anh ) kadar aci çekmedin..

Amcasi inandiği için onu hasira sarip
Yakmisti ya..

Belki sen Vahsi kadar aci çekmedin

Sevgilisi ona

Bana görünme! demisti ya...

belki sen Yakup(Aleyhisselam) kadar aci çekmedin..

Yusufu (Aleyhisselam) elinden alinmisti ya..

Belki sen Hatice (RadiyAllahu anha) kadar aci çekmedin..

Efendimiz(SallAllahu Aleyhi Vesellem) yurdundan kovulmustu ya..

UNUTMA..!

Rabbin kimseye

Dayanabileceğinden fazlasini yüklemez

Belki kalbindir aciyan,

Belki bedenin,

Belkide ruhundur kivranan,

Belkide yokluktur seni saran

Belkide bin bir türlü muamma,

Her ne durumda olursan ol

Diline yakisir bu dua

LA ILAHE ILLA ENTE SUBHANEKE INNI KÜNTÜ MINEZZALIMIN..

Senden baska ilah yoktur!

Sen bütün noksanliklarindan münezzehsin

Şüphesiz ben nefsine zulmedenlerden oldum...
Alıntı...

Bismihi ALLAH’ım,


Gecelerden bir gece arıyorum senden muştular getiren…
Bir sır düşür yüreğime Rabbim, ayaklandır damarlarımdaki donuk kanı.
Güzel dualar adına, ırmağının akışına kat beni.
Yatsı ezanı okunurken bir vav gibi eğileyim, büküleyim senin dergâhında.
Bir elif gibi dimdik , bir mim gibi mesrur, dizileyim sana gelen yollara.
Sen şüphesiz her şeyi bilen, görensin.
Bir damlayı can eyleyen, bir saatin kadranına sıkıştırılmış zamanı, an eyleyensin.
Mekân ve zaman senin için anlamsız.
Kapına geleni şan eyleyensin.
” Bî vefadır dar-ı dünya kimseyi şad eylemez “ denen dünyayı han eyleyensin.
Geldik gidiyoruz diyen bir nakaratız hayatın feracesinde.
An be an beklenen güzel ölümü gözlerimize nihân eyleyensin.
Buz tutmuş gecelerin ayazında senden gelecek nurdan ışıklar beklemedeyim..
Güneşi seherde tan, kainata vatan eyleyensin...
İnkara düşmüş yürekleri, sıkıp sûzan eyleyensin.
Dilediğini o an gerçek kılansın.
Gördüğüm bütün güzelliklerin kusursuzluğu karşısında ürperiyorum.
Beni sana yakın eyle ALLAHım...
Halimi ahvalimi sana arz etmeye, sana gelmeye bir gece arıyorum…
Gecelerden bir gece arıyorum senden muştular getiren…
Nasip eyle ALLAH’ım, o geceye düşür beni…


Ey Sevgili, En Sevgili, ALLAH’ım,


Bir iz düşür yüreğime Ey Sevgili, beni sevdiklerine kat, bir iz düşür yüreğime.
Sen ki, dilediğini veli, dilediğini âli eyleyensin.
Kendimden sana iltica ettim ALLAHım.
Ağyar ve masivanın elem ve kederinden sana sığındım.
Senin mücerret nasihatin, cehaletimin azgın ellerinde,müşahhas acılara dönüştü. Emirlerini unutan hıfzım bana eza ve ceza getirdi.
Bin musibet belgeli yüreğimin kuytularında.
İbadet ve taat ile neşveli olmayan yürekleri har, sana gelen yollarda gezinmeyeni zar eyleyensin.
Heva- hevesine düşeni bîzâr eyleyensin.
Şükür ve hamd çiçeklerini demet demet sunuyorum kapına.
Kabul buyur ALLAH’ım.
Eksiklerim, yarımlarım, günahlarım var.
Huzurundayım ve utanıyorum.
Rahmetinin sağanağından beslenen ümît ve korku arasındayım.
Üşüyorum.
Davut’un esrarlı ilahileri, Musa’nın Yed-î Beyzâsı, Musa’nın kıvrılan Âsası gibi senden gelen her şeye ürperiyorum.
Masmavi göklerin derinlerine uzanan minarelerin şerefesine dokunuyor güvercin yüreğim. Uçup sana gelmek diliyor.
Senden gizli olmayan halimi sana anlatmaya, söylemeye utanıyorum.
Sen bana ne kadar yakın, ben sana ne kadar uzağım ALLAH’ım?
Nasip eyle ALLAH’ım o geceye düşür beni….
Beni Sana yakın eyle ALLAHım...
Halimi ahvalimi sana arz etmeye, sana gelmeye bir gece arıyorum…
Gecelerden bir gece arıyorum senden muştular getiren…


ALLAH’ım,


Bir söz düşür yüreğime ALLAH’ım, ruhumun vadilerine efsunkâr olsun, dile gelsin seccadem senin adınla çiçeklensin.
Ayaklansın cümle duygular.
Sıcak ve içli dualar, ruhumun düğmelerini iliklesin.
Ruhumun yalanı yok.
Bilirim ki ben söylemesem de içimdekileri bilensin.
Sözün tükendiği şu demlerde gönlümden güvercinler uçuyor senin dergahına.
Sözler var kör, sağır ve dilsiz bütün aydınlıklara...
Dünümü, geleceğimi bilir, ben kulunu kollar, gözetirsin.
En hakiki sevgili seni bellemiş, sadece sana bel bağlamışım.
Bu hayalhanesinde her şey hayal olsa da senin gerçekliğini tespih eder cümle kainat.
Her şeyin tek sahibi, tek taptığım, tek sevdiğim, tek aşkım, tek sevgilimsin...
Biraz kül biraz duman gibiyim Senin aşkınla.
Ruhumun bütün kapılarını Seninle açıyor ve Senin adınla başlıyorum nefes almaya.
Senin adınla gün ışıyor, ruhum aydınlanıyor.
Yüreğimde Sana gelen yolların önü açılıyor.
Mesafeler daralıyor.
Ruhuma düşen sese kulak veriyorum...
Bir ikindi vaktinde bir davetiye almak Senin makamından ve yollara düşmek sabah sisi gibi...
Sana gelmek duygusu bile şahlandırıyor gönlümün rahvan atını.
Dualarım dilekçe, ruhumu aşıyorum ve;
ALLAH’ım, diyorum.

Ey Güzel ALLAH’ım!


Beni sana yakın eyle…
Halimi, ahvalimi sana arz etmeye, Sana gelmeye bir gece arıyorum…
Gecelerden bir gece arıyorum Senden muştular getiren…
Nasip eyle ALLAH’ım, o geceye düşür beni…


ALLAH’ım,


Herşeyi birbirine müsenna yaratan ulu ALLAH’ım,
Bir köz düşür yüreğime Rabbim, Senin aşkınla yaksın beni.
Biraz kül biraz duman olayım.
Senin dergahının kapısı her dem açık.
Bütün eksileri, bütün yarımları ve bütün noksanları kuşandım, bilemedim..
Bizi yarımlarımızla, eksilerimizle, kusurlarımızla affeyle ALLAH’ım.
O ilk halimizi, “Kâlu Belâ” iklimini kuşanayım yeni baştan.
İzin ver, nasip eyle; akla karalarımızı, sağ alt yaralarımızı.
Menekşe kokulu bir sürur düşür zavallı yüreğime.
Vuslatın arifesinde, takvimi unutup sana ayaklanıyor ruhum.
Hayallerin ötesindeki güzelliği muştulayan davetine kulak kesildim.
Şafağın erguvani rengine çalıyor gözlerim.
Feylûle uykusuna dalan gözlere inat, hiçlik uykusuna dalan gözlerime yağıyor hüznüm.
Senin hasretinden ağlıyorum.
Sılamdan uzağım.
Kudretinden aşk fışkıran kelamın düşüyor bağrımın orta yerine.
Ellerimi Sana açıyorum...
Her şey Seninle başlıyor ve Seninle bitiyor.
Ey ruhumu onaran büyük ALLAH’ım, gelişlerim Sana, gidişlerim yine Sanadır...
Beni Sana yakın eyle…
Halimi, ahvalimi Sana arz etmeye, Sana gelmeye bir gece arıyorum…
Gecelerden bir gece arıyorum Senden muştular getiren…
Nasip eyle ALLAH’ım, o geceye düşür beni…

Alıntı...

Bana Dualarımı Ver RABBİM...


Yusuf’un kıtlık yılları vurduğundan beri en derin cümlelerime, ben anlaşılmazlıkların dehlizinde boğuldum…

Bak, inan tükendi tüm kelimelerim. Dilimde bir sükût. Ve kırıldı kalemim…
Sana nasıl anlatırım, avuçlarımın bile kelimelersiz bomboş kaldığını. Ve nasıl söylerim sana, gecelerimin nidasız, secdelerimin duasız kapkaranlık olduğunu.
Sahi kelimeler de terkeder mi insanı?
Ve öylesine vurgun, öylesine durgun yapayalnız bırakır mı?
Bir Zekeriya imtihanında belki de yüreğim…
Çaresizliğin, yapayalnızlığın zirvelerinde…
Ve bir terk edilişin en mahzun, en acıklı yerinde…
Gözlerim kanıyor biliyor musun? Ve ellerim yanıyor…
Sen hiç dualarınsız kaldın mı?
Ve yalvara yakara, için için dualarını aradın mı?
Yıldızlara sordun mu hiç; gecelerini aydınlatan ve ansızın bir yıldızın kayışı gibi ellerinden ve dilinden kayıp kaybolan dualarını…
Peki ya ağladın mı? Dilin ısrarla susarken ve yol vermezken kelimelere, bomboş ve çaresiz kalan avuçlarına damla damla hasret akıttın mı?
İşte ben şimdi, terk edilişin en acısını yaşıyorum günlerimde…
Ve Zekeriyya’nın garipliğini taşıyorum saatlerime.
Dualarımsız; öylesine öksüz, öylesine yetim, boynu bükük bir çocuk gibi dolaşıyorum caddelerde…
Tufan mı yuttu yoksa yakarışlarımı ey Nuh?
Cahilce davranıp yanlış bir şey mi istedim yoksa Rabbimden…
Neden dilimde bir sükût…
Oysa, dualarımsız çöl, dualarımsız kurak ve dualarımsız yangınlardayım.
Süleyman! Söyle rüzgara, tüm çağlardan toplasın da getirsin bana, en güzel duaları…
Söyle rüzgara ki, dua dua essin yüreğime. Bedir, Uhud ve Hendeğin en yaman yiğitlerinin cennet kokan dualarını üflesin ellerime…
Ve Meryem! Sessizliğini boz da, umut söyle Zekeriyya çaresizliğime…
Dilediğini hesapsız rızıklandırandır O, de… Dilediğine duaları da hatırlatandır. Bana dualarımı geri ver Rabbim… En güzel kelimeleri öğret yüreğime.
Ben sana dua etmekle hiç mutsuz, bedbaht olmadım ki Rabbim…
Asıl dua etmediğimde mutsuzluğu yaşadım ve bedbahtlardan oldum.
Bana dualarımı ver Rabbim!
Avuçlarıma yağdır rahmetini…
Ve dilime kondur en kabul olunacak heceleri
Bana dualarımı ver RABBİM...

Raziye Nur Tuna

ÖRNEK BİR DUÂ




Hü­se­yin bin Sa­id İs­tan­bo­lî haz­ret­le­ri­nin na­maz­lar­dan son­ra yap­tı­ğı duâ:

Yâ Rab­bi! Kıl­dı­ğı­mız na­maz­la­rı ka­bul ey­le!

Ahir ve akı­be­ti­mi­zi hay­rey­le!

Son ne­fe­si­miz­de ke­li­me-i tev­hid söy­le­me­mi­zi na­sip ey­le!

Öl­müş­le­ri­mi­zi af ve mağ­fi­ret ey­le!

Yâ Rab­bi!

Bi­zi, şey­tan ve düş­man şer­rin­den ve nefs-i em­ma­re­mi­zin şer­rin­den mu­ha­fa­za ey­le!

Evi­mi­ze iyi­lik­ler, ha­yır­lı ve be­re­ket­li rı­zık­lar ih­san ey­le!

Ehl-i is­lâ­ma se­lâ­met ih­san ey­le! Din düş­man­la­rı­nı kahr ve pe­ri­şan ey­le!

Müs­lü­man­la­ra im­dad-ı ilâ­hiy­yen ile im­dat ey­le!

Yâ Rab­bi!

Has­ta­la­rı­mı­za şi­fâ, dert­li­le­ri­mi­ze de­vâ ih­san ey­le!

Ri­ya­dan, ni­fak­tan, şi­kak­tan, her tür­lü has­ta­lık­tan, ka­za­dan, be­lâ­dan, tem­bel­lik­ten, âciz­lik­ten, ze­lil ol­mak­tan, zu­lüm gör­mek­ten, az­dı­ran zen­gin­lik ve az­dı­ran fa­kir­lik­ten, şey­tan ve nef­sin şer­rin­den, düş­man ga­le­be­sin­den, kö­tü huy­dan, bi­dat iş­le­mek­ten, da­lâ­le­te düş­mek­ten, ih­las­sız amel­den, her çe­şit gü­nah­tan, küf­re gir­mek­ten, er­ze­l-i ömür­den, ölür­ken ge­le­cek fit­ne­ler­den, di­ni­mi­ze ve dün­ya­mı­za za­rar ve­re­cek şey­ler­den biz­le­ri ko­ru!

Yâ Rab­bi!

Ha­ki­ki iman, gü­zel bir ah­lâk, şük­re­di­ci bir kalb, zik­re­di­ci bir dil, ka­za ve ka­de­re rı­za gös­te­ren ha­yır­lı bir ömür, az ye­mek, az uyu­mak, az ko­nuş­mak, az gül­mek ve di­ni­ne çok hiz­met et­me­yi, ka­bir aza­bın­dan ve ahi­ret deh­şe­tin­den kur­tul­ma­yı, ömür bo­yu rı­za­na uy­gun iş yap­ma­yı, şe­hit ola­rak öl­me­yi ve son ne­fes­te ehl-i sün­net iti­ka­dı­na uy­gun bir iman ve tev­be et­me­yi na­sip ey­le!

Yâ Rab­bi!

Ken­di sev­gi­ni, sev­dik­le­ri­nin sev­gi­si­ni, sev­gi­ne ka­vuş­tu­ra­cak amel­le­rin sev­gi­si­ni na­sip ey­le!

il­mi­mi­zi, ih­la­sı­mı­zı, ka­bi­li­ye­ti­mi­zi ar­tır, mu­rat­lar­dan, muh­las­lar­dan ol­ma­mı­zı na­sip ey­le, cö­mert ve isar sa­hi­bi kul­la­rın­dan ey­le!

Yâ Rab­bi!

Ana ba­ba­mı­za ve ev­lât­la­rı­mı­za ve ak­ra­ba ve ah­ba­bı­mı­za ve bü­tün din kar­deş­le­ri­mi­ze ha­yır­lı ömür­ler ve gü­zel huy, akl-ı se­lim ve sıh­hat ve afi­yet, rüş­dü hi­da­yet ve is­ti­ka­met ih­san ey­le!

Amin!..

Bir damla suyun duası

Ben bir damlacıktım denizlerde dolaşan. deryada bir damla,dünyada bir zerre..
akıntılarla dünyayı dolaştım kaç sefer. Dalgalarla kıtalara gidip geldim. güneşin erişemediği yerlere inip çıktım. hiçbir an bir yerde duramadım. bir damlaydım,ama deniz bendim aynı zamanda.

Bir damla olarak kalmaya razı değildim. deniz olmak da yetmezdi bana. bütün bunların ötesinde başka bir duam vardı benim�bir yudum su olmak�

Günler ve geceler boyu yakardım Alemlerin Rabbine.şevkle hevesle denizden denize koştum,bir gün dualarım kabul olacak diye.
Bir gün güneşin tebessümüyle dualarıma cevap geldi. bir parça ışık bir parça sıcaklık erişti uzayın derinliklerinden.

Ve bir kuş gibi havalandım. fazlalıklarımı denize bırakıp saf bir su damlası halinde yükseldim göklere. benimle birlikte niceleri yükseldi.

Yer ve gökler Rabbinin emriyle arınan sayısız su damlalarıyla beraber,meleklerin ellerinde,görünmez bir ordu halinde uçtuk uçtuk. sonra�toplan�emri erişti. bulutlarda toplandık.

Dokuz gün,dokuz gece göklerde uçtuk durmadan. nice ovalar,nice dağlar,nice kıtalar aştık. Sonra �in�emrini alan yeryüzüne indi. kimimiz toprağın altına sızdı,kimimiz göllere doluştu. bense bir akarsuya karışıp her saniye yüz milyar yeni arkadaşımla tanışarak aktım günler boyunca. dağlardan ovalardan geçtim bir yudum su olmak için.

Deniz olmak yetmezdi bana. bulutlar akarsularda yetmezdi. ben bir yudum su olmak istedim. bir yudum su için dua eden bir tende dolaşmak istedim.

Onunla beraber, onun diliyle ,onun zerreleriyle Alemlerin Rabbini zikretmek istedi dilim. ben onun için dua ettim,onun içi bir yudum su olmak istedim ve oldum.,,

alıntı

Hakikate doğuran aşka Bismillah!

Bir çok razılık bir çok başlangıç, bir çok aşma bir çok aşkınlık. Versede vermesede Rabbinden razılığın sırrına vakıf olan hakikat-i Züleyha’ya Bismillah!
Uyandın, seni perdeler ötesinden hakikate doğuran aşka Bismillah!
Yusuf’u kuyunun karanlığından ve önlün gecesinden geçiripde Züleyha’ya getiren kervana Bismillah!
Züleyha’nın ateş bahçelerini İbrahim’in gülşenine çeviren yangına,yakılan ve yanan trende uyanan ruha Bismillah!
KuyuyaBismillah! Zindana Bismillah!
Karanlıktan aydınlığa çıkaran duaya,hüzün ile semaya ağan ruha Bismillah!
Ey kalbin üzerinde titreyen hüzün ! AcıyaBismillah! Ateşe Bismillah!
Gözyaşına Bismillah!
Ne olursa kalpte olur,ey kalbi kırıklarla beraber olan Allah’ım!
Yolunda yürümek için ben kuluna lütfettiğin,ikbalim olan yol arkadaşıma Bismillah!
Mesnevi bahçelerinin diretmiş dildarı merhaba!
Mana aleminden kağıda düşen kelama Bismillah!
Kaleme inşirah veren nu’na Bismillah!
Nun’un nakşı bir ah’a Bismillah!
Bir ah çekip de derundan kalbimde buluverdiğim
Gül-i siyaha Bismillah!


Nazan Bekiroğlu